nk.NAFİZ KILINÇYAZARIN SAYFASI
Gece Nöbeti — Nafiz Kılınç

POLİSİYE

Gece Nöbeti

Nafiz Kılınç

Bir hastanede herkes susunca, kayıtlar konuşmaya başlar.

Rana Yalçın, bir hastanenin gece seslerini yıllardır tanır. Boşalan koridorlar, teslim listeleri ve küçük kayıtlar arasında, alışılmış düzenin içindeki ayrıntılar farklı anlamlar kazanmaya başlar.

TÜR
Polisiye
DİL
Türkçe
Okuma örneği

E-kitap sürümü hazırlanıyor.

İLK SATIRLAR

Hikâyeye bir adım.

Gece Nöbeti · Kitabın açılışından kısa bir örnek

Saat ikiyi yirmi iki geçiyordu. Rana Yalçın servis bankosundaki kahveye elini uzattığında içilemeyecek kadar soğuduğunu gördü; bardağı yine de çöpe atmadı. Gece nöbetlerinde bir şeyi yarım bırakmak ona uğursuzluk gibi gelmezdi; bundan daha basit bir sebebi vardı. Yarım bırakılmış her şey bir süre sonra başka birinin işi olurdu. Meridyen Özel Hastanesi’nin yedinci katı, gündüzleri olduğundan daha geniş görünürdü. Ziyaretçiler gidince koridorun iki yanındaki koltuklar boşalıyor, televizyonlar kapanıyor, asansör kapıları daha seyrek açılıyordu. Geriye cihaz sesleri, uzaktan gelen tekerlek gıcırtıları ve hastanenin geceye özgü o temiz, kuru kokusu kalıyordu. Rana yirmi iki yıldır hastanelerde çalışıyordu; son on beş yılı aynı binada geçmişti. Bir yerin gecesini bu kadar uzun süre görürseniz, duvarların ne zaman normal ses çıkardığını da öğrenirdiniz. Karşı masada Ekin, sabah teslim listesine laboratuvar sonuçlarını geçiriyordu. Saçlarını nöbetin başında sıkı bir topuz yapmıştı, şimdi ensesinden iki tutam çıkmıştı. Rana bunu görüp hiçbir şey söylemedi. Ekin’in onu en çok ne zaman sevmediğini biliyordu: yorgunluğunun yüzüne vurulduğu anlarda. Telefonu cebinde kısa bir kez titredi. Rana ekrana bakınca oğlunun adını gördü. Sezgin, gece mesaj atmayı sevmezdi; annesinin çalıştığını bildiği için çoğu şeyi ertesi güne bırakırdı. Mesajda yalnızca, Pazar kahvaltı kesin mi? yazıyordu. Rana başparmağını klavyenin üzerinde tuttu.

Okuma örneğinin sonu