nk.NAFİZ KILINÇYAZARIN SAYFASI
Beraat — Nafiz Kılınç

POLİSİYE

Beraat

Nafiz Kılınç

Bir insan mahkemede aklanınca, vicdanında da aklanır mı?

Ceza avukatı Erdem Aras için mahkeme salonları, bir hayatın iki kelimeyle değişebildiği yerlerdir. Suç, savunma ve vicdan arasındaki sınırları araştıran bir hukuk ve psikolojik gerilim romanı.

TÜR
Polisiye
DİL
Türkçe
Okuma örneği

E-kitap sürümü hazırlanıyor.

İLK SATIRLAR

Hikâyeye bir adım.

Beraat · Kitabın açılışından kısa bir örnek

Mahkeme salonlarında zaman, dışarıdaki saatlere benzemezdi. Duvarın üstündeki yuvarlak saatin akrebi ve yelkovanı ilerler, koridorlarda mübaşirlerin ayak sesleri duyulur, pencerelerin ardından öğleye yaklaşan İstanbul’un ışığı ağır ağır değişirdi, ama kürsünün karşısında duran insan için zaman çoğu kez tek bir cümlenin içinde sıkışıp kalırdı. Bir hâkimin dudaklarından çıkacak iki kelime, yıllarca süren bir hayatı ya yeniden başlatır ya da onu geri dönüşü olmayan bir karanlığa kapatırdı. Erdem Aras bu gerçeği mesleğinin ilk yıllarında ürkütücü bulmuş, sonra ona alışmış, daha sonra da bundan hoşlanmaya başladığını kendine itiraf etmekten vazgeçmişti. O sabah İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonu, yağmurdan kaçıp içeri sığınmış insanların rutubetini taşıyordu. Islak paltoların, eski ahşabın, dosya kâğıtlarının ve çay buharının birbirine karışan kokusu, adliyelerin kendilerine ait kokusuydu; yıllar geçse de değişmeyen, bir davanın ötekinden farkını silen, suçla masumiyeti aynı koridorda bekleten bir koku. Erdem, sanık sandalyesinde oturan Kıvanç Erden’e dönüp bakmadı. Bütün sabah boyunca ona yalnızca iki kere bakmıştı ve ikisinde de gördüğü şey aynıydı: korkudan çok öfke. Suçsuz insanların korkusuyla suçlu insanların korkusu arasında kesin bir ayrım olmadığını biliyordu, fakat öfke başka bir şeydi.

Okuma örneğinin sonu