
Polisiye
Altı Tanık
Altı kişi aynı ölümü gördüyse, neden tek bir gerçek yok?
Ölümle sonuçlanan bir trafik kazası ve altı görgü tanığı. Savcı Bade Arslan, anlatılanlarla yaşananlar arasındaki boşlukta gerçeğin izini sürer.
Kitabı incele
POLİSİYE
Bir insan mahkemede aklanınca, vicdanında da aklanır mı?
Ceza avukatı Erdem Aras için mahkeme salonları, bir hayatın iki kelimeyle değişebildiği yerlerdir. Suç, savunma ve vicdan arasındaki sınırları araştıran bir hukuk ve psikolojik gerilim romanı.
E-kitap sürümü hazırlanıyor.
İLK SATIRLAR
Beraat · Kitabın açılışından kısa bir örnek
Mahkeme salonlarında zaman, dışarıdaki saatlere benzemezdi. Duvarın üstündeki yuvarlak saatin akrebi ve yelkovanı ilerler, koridorlarda mübaşirlerin ayak sesleri duyulur, pencerelerin ardından öğleye yaklaşan İstanbul’un ışığı ağır ağır değişirdi, ama kürsünün karşısında duran insan için zaman çoğu kez tek bir cümlenin içinde sıkışıp kalırdı. Bir hâkimin dudaklarından çıkacak iki kelime, yıllarca süren bir hayatı ya yeniden başlatır ya da onu geri dönüşü olmayan bir karanlığa kapatırdı. Erdem Aras bu gerçeği mesleğinin ilk yıllarında ürkütücü bulmuş, sonra ona alışmış, daha sonra da bundan hoşlanmaya başladığını kendine itiraf etmekten vazgeçmişti. O sabah İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonu, yağmurdan kaçıp içeri sığınmış insanların rutubetini taşıyordu. Islak paltoların, eski ahşabın, dosya kâğıtlarının ve çay buharının birbirine karışan kokusu, adliyelerin kendilerine ait kokusuydu; yıllar geçse de değişmeyen, bir davanın ötekinden farkını silen, suçla masumiyeti aynı koridorda bekleten bir koku. Erdem, sanık sandalyesinde oturan Kıvanç Erden’e dönüp bakmadı. Bütün sabah boyunca ona yalnızca iki kere bakmıştı ve ikisinde de gördüğü şey aynıydı: korkudan çok öfke. Suçsuz insanların korkusuyla suçlu insanların korkusu arasında kesin bir ayrım olmadığını biliyordu, fakat öfke başka bir şeydi.
❦Okuma örneğinin sonu