Tarık Aydın, hesabında kırk milyon lira olduğunu gördüğünde telefonun ekranını kapatıp yeniden açtı. Rakam değişmedi. 40.018.426,73 TL Telefonu masaya bıraktı. Bildirimi ilk gördüğünde bankanın reklamlarından biri sanmıştı. Kredi limiti, ihtiyaç kredisi, size özel fırsat. Bankalar insanın borcunu bile iyi haber gibi duyurmayı öğrenmişti. Ama bildirimde açıkça yazıyordu: Hesabınıza 40.000.000,00 TL para transferi yapılmıştır. Tarık mobil bankacılığı kapattı. Tekrar açtı. Şifreyi ilk seferde yanlış girdi. İkinci denemede hesabına girdiğinde para hâlâ oradaydı. Mutfaktan ekmek kızartma makinesinin sesi geldi. — Baba, peynir nerede? Tarık cevap vermedi. Ekranın sağ üst köşesindeki göz simgesine dokundu. Bakiye yıldızlarla kapandı. Yeniden dokundu. Kırk milyon. Kırk liranın, kırk bin liranın hayatta bir karşılığı vardı. Benzin, kira, okul taksiti, kredi kartı. Kırk milyonun yoktu. Tarık bu yüzden zengin olduğunu değil, telefonun bozulduğunu düşündü. — Baba? — Buzdolabında. — Yok. — Kapakta. — Kapakta da yok. Tarık sandalyesinden kalkmadan başını mutfağa çevirdi. Kızı Duru, okul gömleğinin bir tarafını eteğinin içine sokmuş, diğer tarafını dışarıda bırakmıştı. Saçlarının yarısını toplamış, kalanını omuzlarına dökmüştü. Elinde boş peynir kabı vardı. — Bitmiş işte.
❦Okuma örneğinin sonu